Seni Vurmaya Gelen Kurşuna Benim Adresimi Ver Ey Çocuk!

27 Kasım 2008 Perşembe



Seni Vurmaya Gelen Kurşuna Benim Adresimi Ver Ey Çocuk!

Sana yazıyorum bu mektubu ey çocuk! Sen özvatanının bombalar altında kanadığını izlerken,ölüm korkusu çekerken, silah seslerinden dalamazken derin uykulara,ben sana mektup yazıyorum

Kelimelerim yetmiyor, gözyaşlarımı zorluyorum akmıyorlar Yüreğimin dehlizlerinde derin bir acı, yanardağlar lavlarını aktarıyor kalbime Herkese kırgın bir çehre ile suskun dolaşıyorum etrafta

Niçin sustuğuma kimse anlam veremiyor, niye sustuğumu anlamıyorlar

Biliyorum bana dargınsın, biliyorum senin için hiç birşey yapamıyorum Elimden dua etmekten başka bir şey gelmiyor
KorkuyorumÖksüz kalmandan, yetim kalmandan, kollarını, bacağını,yüreğini kanlar içinde bir yerlerde unutmandan korkuyorum Seni gönlü yaralı bir güvercin gibi ortada bırakmalarından çok korkuyorum

Merhameti yoktur ki serseri kurşunun, acımazki sana
Cemre niyetine yere sererler narin bedenini, yağmurlar yağar üşürsün, ağlarsın, kimse tutmaz küçük ellerini
Hangi şefkatli kol sarar seni, kim merhamet öpücükleri kondurur gözyaşlarına aşina yanaklarına?

Ya aradığında kimseyi bulamazsan,ya herkes kaderine terkederse?

İşte o zaman bana hesap sorar mısın, azap meleği gözlerini gözlerime dikip ; "sende beni yalnız bıraktın" der misin?


Zulme hayır ey çocuk, zulme hayır!

Kırgınım ey çocuk!

En az senin kadar sitemliyim

Zihnimde kol geziyor düşüncelerim, başıma ağrılar saplanıyor, kanlı yayınlardan haberleri dinlemekten kaçıyorum

Ya yüzünü görürsem, ya küçük çehreni tanırsam, ya ana şefkatinden mahrum yüreğinin toprağın hüzünlü boynuna sarıldıgına şahidlik edersem?

Ölme, sakın ölme ey çocuk!

Korkarsan beni çağır,vurulmak üzereyken kurşuna seslen, ona benim adresimi ver

Yere düşüpte kalkamazsan bana uzat ellerini, kaybettiğin her yakının için bana bir daha, bir daha sarıl

Kimse duymazsa seni rüzgarın kulağına fısılda, bana yolla tüm sözleriniBen duyarım, yüreğime akıt gözyaşlarını sana yük olmasın ben taşırım

Çağırdığında gelemezsem,düştüğünde kaldıramazsam,bunların hiç birini yapmaya yetmezse gücüm, bil ki senin yanındayım ve seninle birlikte ağlıyor olacağım


Beni Yaşarken Anla

26 Kasım 2008 Çarşamba


Beni Yaşarken Anla

beni bana sorma yiğidim
maziye sor, tarihe sor beni
beni bende arama yiğidim
meydanlarda ara, kavgalarda bul beni
ben küfrün bağrında hançer
ben sokaklarda kan izi
ben gök kubbede bir tekbir
ben tetik yemiş bir mermi
işkencede bilâl, zindanda yusuf
darağacında hubeyb'im
beni arama
Beni yaşa Beni yaşarken anla yiğidim
Bil ki ne masallarda yaşadım ben
ne destanlar yazdım ölümsüz
fakat ben,
masallarda destan, destanlara can verdim
Bedelsiz
eğer amansız kavgalarda düşerse tetik
kurşun sesinde aks bulursa tekbir
eğer, bir ana yüreğinde ağlamak,
bir yetim sesinde
cinnetler yaşamak
ölümü soluklamak an be an
ve apansız kavgalara kuşanmak
kısmet olursa sana
beni anlar, beni yaşarsın yiğidim

Ve bir gün ıssız sokaklarda
yapayalnız
tevhid soluklanırken
mekke'de devleti özleyip, medine'ye yollanırken
eylül cellatları basarsa seni
"çık yurdunun dağlarına"
elinde silah, dilinde tekbir
diz çökerken hedefe, ufka dik gözlerini
ufukta bir yusuf, yusuf ta beni bulursun

"diyorum ya Beni bende arama yiğidim;
beni meydanlarda, beni kavgalarda"

ve sehpalarda yaşa yiğidim
beni yaşarken anla…

Nuveyba

17 Kasım 2008 Pazartesi



Öfkemin hançerine su ver sen

kalkalım bir seher vakti Nuveyba

işgaledilmiş topraklarımız üstüne

güneş doğmadan önce


her taşın dibine bir yıldız gömmüşler

şu denizden hala kırbaç sesi gelir

atlıları en son ne zaman görmüştün Nuveyba

nezaman öpmüştün ayağını Selahaddin’in


kol kırılır yen içinde kalır

ya baş koparsa Nuveyba

bu gövde bir düşerse yere ya

kan tutar dağları, atom santrallerini

yeryüzünü ve umutları sel alır


geriye andın, aşkın ve adın kaldı

andını çocuklar içti Nuveyba

aşkın yüreklere düştü

adın cellatların kirli elinde

Filistin askısına dönüştü


kan akacak bu topraklarda kan

kendileri benimkini

demirden atları seninkini içecek

bir can düşecek toprağa

Sabra

bir can kalkacak.


Ramallah’ta tarlalara çocuk ektik Nuveyba

taşlarıyla ebabiller dönüştü tomurcuğa

güz ekinidir bilirsin verirse Mevla

yüreklerin buz kestiği bir mevsimin ardından

her bir çiçek kesebilir çocuğa


sihirbazın çırağını hatırlarsın Nuveyba

o hendekte hala tüter annelerin şarkısı

o gün bu gün hala utanır güneş

adın ateş, andın ateş, aşkın ateş.

Bir Bayram Düşlerim...

15 Kasım 2008 Cumartesi



Bir bayram düşlerim: ümmetçe başımız dik yaşadığımız
Sevincimizin kursağımıza düğümlenmediği
Yediğimiz lokmanın boğazımızda kalmadığı

Bir bayram düşlerim : ümmetin anası kaçırılan ,babası öldürülen ,
ocağı kundaklanan ,çocuklarının her biri izbeye sığınan,
harim-i ismetine namahrem eli değen bir viran haneye dönmüş topraklarında ,
çocukların öksüz,yetim ve boynu bükük girmediği

Bir bayram düşlerim: İslam ümmetinin mazlum çocuklarının
zamanın ırmağında akan bir süprüntü gibi değil, zaman ırmağının yatağını belirleyen,kıyılarını gürül gürül akan sularıyla döverek
verimli kılan bir nehre benzediği bir bayram Nesne değil
özne olduğu,onun yaptıklarına düşmanlarının hayalinin yetişemediği ,
kendisini öldürmek için gelenlerin kendisini de dirileceği kadar temsil
kabiliyetine sahip olduğu bir bayram

Bir bayram düşlerim : yaralı ve bin bir pareli coğrafyamın
her yanından gürül gürül kanın gitmediği
Çocukların ahu eninin arşı titretmediği
Viran olmuş hanelerin de
baykuşlarının ötmediği Topraklarını ahlaksızlıkların,soysuzlukların ,
sütsüzlerin ,düzenbazların,madrabazların,hilebazların ,
mülhitlerin,müfritlerin ,ifritlerin çıfıtların,hainlerin ve
zalimlerin yönetmediği bir bayram Aksine ,
dinde kardeşleri de olmasa da ,insalıkta eşleri olan dünyanın farklı dinlerine ,
kavimlerine mensup mazlum ,mağdur ve muhtaçlarının
yarasını sarmak ,yüreğini onarmak ,onlara müşfik bir ana eli
olmak için tüm imkan ve gücünü seferber ettiği bir bayram
imanından kaynaklanan şefkat ve merhametinin Afrika kıtasının açlarından ,
güney amerikanın sokak çocuklarına ,Harlemin esrarkeşlerinden
manilanın şehvet tuzağındakikız çocuklarına dek ;
her bir mazlum ,mağdur ve mahruma ulaştığı bir bayram


Bir bayram düşlerim: bir öndere sahip olan ,
önderi kendisine ana olan ,kendisi ise insanlığın
diğer toplumlarına ana gibi bir ümmetle girdiğimiz bir bayram

Bir ümmet düşlerim :bir organına hatta hücresine yönelmiş bir tehdidi
tüm varlığına yönelik bir tehdit gibi algılayacak kadar kendinde de
ve canlı Ayağına diken batsa onun acısında her tarafında
duyabilecek kadar bilinçli Kendi varlığına yönelik
bir tehdide anından tepki verecek kadar hassas bir
sinir sistemine sahip Bedeni oluşturan her bir hücrenin
kendi yerine razı olup,rolünü en iyi oynamak için irade
sergilediği bir ümmet Fertleri silik,düz sıradan bir makinenin
bir dişlisi olmaya teşne edilgen ve mekanik bir “birey”
olmadığı bir ümmet Farklılığı bir orkestrayı oluşturan
enstrümanların farklılığı gibi zenginliğe dönüştüren,
sıradan ve düz bir tip olmaya razı olmayan ,kendi kendini
gerçekleştirmek için yüreğinin çeperlerine tutunarak
kapasitesenin sınırlarına çıkma savaşı veren kendisiyle Rabbiyle ,
çevresiyle ,toplumla ve doğa ile barışık,bilişik,tanışık
şahsiyetlerden oluşan bir ümmet


Bir şahsiyet düşlerim: sorunun bir parçası değil,
çözümün bir parçası olan Yük olmayıp yük alan Kendini
yad ve yabacı ellerde aramayıp kendini kendinde arayan ve kendini
kendinde bulan Hamken yanan,pişen ve olan Olmanın sırrına erdiği için
hamların elinden tutup,onların da olması için onların yerine
yanmaktan çekinmeyenDüşünce ,duygu ev aksiyon dengesi
varlığında gerçekleştirerek ,muvahhid şahsiyet olma kıvamına eren
Yalnızca kafa gözüyle değil ,yürek gözüylede bakıp,
onunla gören Kendini yalnız sözde değil yüzle , gözle iyi bilen,
Allah’a karşı esas duruşunu ayağının altındaki
topraklar kayarken dahi bozmayan bir şahsiyet

Bir şahsiyet düşlerim: kendi kafasıyla düşünüp ,
kendi yüreğiyle duyan Kesrette vahdet bulan
Ne dostları karşısında kapris yapan ,ne düşmanları
karşısında aşağılık kompleksine kapılan
Ayaklarının birini hakikatin merkezinde sabit tutarak,
diğer ayağıyla tüm dünyayı,hatta tüm evreni dolaşan ve yitik hikmetleri,
hakikatleri,cevheri arayıp kendine çeken
bir mıknatıs gibi arayıpta kendine çeken ,
bizden adam olmaz bedbinliğini alıp ,
çıkarda bizden adam çıkar bencilliğine vuran ,
bu iki sakat ucu da bir fiske ile atık
düşünceler çukuruna yuvarlayıp,adil ve mutedil olmayı
bir hayat düsturu bilen bir şahsiyet

Ve bir bayram düşlerim :hesap günün sonunda
“ Ey (sadece Allah ve cennetle) tatmine ulaşan insan ;
gir kullarımın arasına(çünkü cennetin yolu kulların arasından geçiyor)
ve gir cennetime! Muştusunun verildiği bir bayram

İşte o bayram provasıdır bu bayramlar O mutlak bayramlardan
bir efilti taşıdığı orada anlamlıdır bu bayramlar
Onun içindir ki,”bayram” anlamına gelen “ıyd” sözcüğüyle
“ahiret” anlamına gelen “me’ad” sözcüğüyle aynı köke aittir
Bayramınız bayram olsun
Mustafa İSLAMOĞLU

Sen benim Rabbimsin..




Sen benim Rabbimsin..
ALLAH’ım! Sen benim Rabbimsin, ben ise Senin bir kulunum
Sen herşeyi yaratan Hàlık’sın, ben ise Senin bir mahlûkunum
Sen rızık veren Rezzâk’sın, ben ise Senin rızkınla beslenen bir merzûkunum
Sen mülk sâhibi Mâlik’sin, ben ise Senin kölen olan memlüküm
Sen gerçek izzet sahibi olan Azîz’sin, ben ise âciz ve zelilim
Sen hazîneleri bitmeyen zenginlik sahibi Ganî’sin, ben ise Senin ihsanına muhtaç fakr-ı mutlak içinde bir fakirim
Sen gerçek hayat sahibi Hayy’sın; ben ise, Senin hayat verişin olmasa, bir ölüyüm
Sen varlığı ebedî olan Bâkî’sin, ben ise gelip geçici bir fânîyim
Sen sonsuz izzet ve şeref sahibi Kerîm’sin, ben ise zillet ve kötülükler içinde bocalayan bir leîmim
Sen sonsuz ihsan sahibi Muhsin’sin, ben ise günah ve kötülük işleyen bir âsiyim
Sen günahları bol bol bağışlayan Gafûr’sun, ben ise bir günahkârım
Sen sonsuz azamet ve büyüklük sahibi Azîm’sin, ben ise küçük ve değersiz bir hakîrim
Sen gerçek kudret ve kuvvet sahibi Kavî’sin, ben ise sınırsız acz içinde bir zaifim
Sen bağış ve ihsanı veren Mu’tîsin, ben ise lûtuf ve ikramına muhtaç bir dilenciyim
Sen her türlü zarar ve korkudan uzak Emîn’sin, ben ise maddî ve mânevî korkular içinde biriyim
Sen cömertlik sahibi Cevâd’sın, ben ise Senin cömertliğine muhtaç bir miskinim
Sen kullarının duâlarına cevap veren Mucîb’sin, ben ise ise Sana yalvaran duâcıyım
Sen şifâ veren Şâfî’sin, ben ise türlü türlü dertlere mübtelâ bir hastayım
Öyleyse ise Sen benim günahlarımı affet, hatâlarımı bağışla, hastalıklarıma şifâ ver,
ey bütün kemâl sıfatlarla muttasıf olan ALLAH,
ey her şeye bedel,her şeye yeten Kâfi,
ey mahlûkatını besleyip büyüten ve mânilerini def’ eden Rab,
ey va’dini mutlaka yerine getiren Vâfi,
ey kullarına pek şefkatli olan Rahîm, ey maddî ve mânevî hastalıklara şifa veren Şâfî,
ey ikram ve ihsânı bol olan Kerîm,
ey belâ ve musîbetleri def’ edip âfiyet veren Muâfi!
Benim bütün günahlarımı bağışla, her türlü hastalığa karşı bana âfiyet ver, beni ebediyen rızâna mazhar eyle Bunu rahmetinle ihsân eyle ey
Erhame’r-Râhimîn

Gönlümün sesi kısıldı



Gönlümün sesi kısıldı
Kimselere söyleyemediklerimi bir Sana söylerim ALLAH’ım Kimselerden isteyemediklerimi bir Senden isterim Çaresizim ’ım, öyle çaresizim ki, tek çarem Sensin Sana o kadar çok seslenmek isterim ki, ama gönlümün sesi kısılıyor ALLAH’ım Dimağımızda tat bırakmıyor ettiğimiz sözler Çünkü sana ait sözleri unuttuk

Ne çok unutuyorum ve ne çabuk unuttum ALLAH’ım Affet unutuşumuzu ve affet seni duyup seslenemeyişlerimizi Kaldıramadığımız ellerimiz için affet bizi
Açamadığımız yüreğimiz için bizleri affet
Gönlümüzde goncalar açmayan Güllerimiz var
Gülden sitem eden sevgilerimiz var
Gülşenlere çeviremediğimiz gülüşlerimiz var
Gülü zara dönmeyen sinelerimiz var
Boynu bükük kalışlarımız var bizim sensiz kalışlarımız susayışlarımız
Aferinler fısılda yüreklerimize ne olur!
İçimizde sakladığımız ve bir türlü kimseye haykıramadıklarımız var Sensiz kalışlarımız var

Araflarım var benim Kurtulamadığım, kaçamadım, sıyrılamadığım ’Araf’larım Sen beni Araflardan alır mısın? Senin sevdiklerinin yanına beni de koyar mısın? Onlarla bir beni de anar mısın?

İtiraf etmeliyim ki, sana söylenilesi güzel sözleri söyleyemedik Ne olur ilham et kalbime kırık dökük te olsa, yıkık ezik te olsa kabul eyle yakarışlarımı Sıkı tutamadığım hayallerim var ya ALLAH’ım Elimi gevşettiğimde gördüğümüz fena hülyalarımız var Ne olur Sen Tut ellerimden, ne olur kalbimizi Sen Sıkı Tut ALLAH’ım! Düşünce bizi Sen kaldır ALLAH’ım

Dua diye mırıltılarımı sen fısıltıya çağıltıya çevirir misin? Sen beni benden öte bilensin, Sırrımı, gizlimi, söyleyemediklerimi bilensin İçimizde tutup bir türlü diyemediklerimizi en mütenahisini verasını hep sen bilirsin Vehimlerimden, şüphelerimden, vesveselerimden beni azad eder misin?

Altı çizili satırları defalarca okuduğum kitaplar ve romanlar kadar senin kitabını kelamını okumayı unuttum Unuttuk biz ALLAH’ım Ne çok unuttuğumuz var ve de ne çabuk unuttuk biz ALLAH’ım
Hatırlamayı unuttuk Seni hatılamak herşeyi hatılatıyor seni unutmak bizi uzaklara, tuzaklara götürüyor
İitiraf ediyorum Rabbim Yakamı bırakmayan günahlarımla geliyorum huzuruna, kimseye söyleyemediklerim günahlarım var benim Dile döküp haykıramadıklarım var İçimde sakladıklarım Suskunluklarım var Sözlerimin kifayetsiz kaldığı daha nelerimiz var bizim

Yüreğimiz yerde bırakma bizi, boynu bükük eyleme, gözümüzde yaşlarla, yüreğimiz darda koyma biziGaribiz işte ALLAH’ım! olmadığımız kadar garip, hissetmediğim kadar çaresiziz, aciziz işte çünkü Seniniz, Sendeniz Olmadığımız kadar sensizizSensizlik öyle üşütüyor ki içimi Ne olur sen ısıt ne olur Sen

Doğum günüm sana en içten geldiğim gün olsun, her günüm olsun Yeniden doğar gibi silkinip günahlardan, arınıp senin Rahmetinin kucağından ana sütü gibi yudum yudum tövbe sütünü içmek isterim ALLAH’ım

Dualarımı kabul eder misin ALLAH’ım? Bana da hoş geldin kulum der misin?

Duaya çağırır...




Bir ibadet yerinde toplu olarak ibadetler yapılmış ve topluluk dışarıya çıkmıştı
Yalnız köşede bir yerde bir kişi halâ oturuyordu
Bu insan ne bir filozof nede bir bilgeydi
Dıştan hiçbir farklı özelliği olmayan biri
Bunu gören birisi merak edip sorar
İbadet ve dua bitti
Burada halâ sen ne yapıyorsun?

Adam sessizce cevap verir

“Ben O’na bakıyorum O bana bakıyor”

Evet; ALLAH’a en çok dua eden insanlar ALLAH’a en çok aşık olanlardır
Böyle bir aşk duasında gördüğümüz hakikatler hayretözlemhasret
uzak düşmenin acısıparça parça olmuş bir yürek ve sessizliktir

Basit maddi kalıplar içinde kalan felsefi düşünüş
ve anlayışlar karşısında gizlenen ALLAH;
sevgiaşkhasretözlem karşısında kendini en mükemmel
ve aydınlık şekilde hissettirir

Aşk duasında diğer dualarda rastlanabilen güvensizlikümitsizlik ve yılgınlık yoktur
Aksine sonsuz bir inanmışlıkgüven ve ümit vardır
Şevk vardır ateş vardır coşkun sular vardır
Rabbin tecellisi görününce ise huzur vardırSûkunet vardır
Sessizlik vardır ama karanlık yoktur Parıltı vardır
aslında duadaki aşkın ilk sahibi ALLAH’tır

ALLAH’ın bize olan aşkı ve özlemidir ki bizi duaya çağırır

Dua Ve Ask



Dua ve Aşk

Sevmek sevilene yapılan en güzel duadır
Dua ALLAH’ın güzel isimlerine aşık olmak demektir

Dua kulluk toprağında iman suyuyla
Sevgi ışığıyla büyüyen hitap çiçeğidir
Dua insanın sevgilisi olan ALLAH’a sormadan bir şeyi yapmamasının adıdır
Sevenin sevgilisinin dileğiyle şekillenmek istemesi gibi
dua da kulun ALLAH’ın dilediği gibi olmayı ALLAH’tan istemesidir

Dua kulun Rabbisini hoşnut etmeksevindirmek için onun isteklerini
bilme-yapma ve olma gayretidirKısacası dua bir aşk ilişkisidir
Bu yüzden şunu kesinlikle bilmeliyiz ki
ancak sevgiyle yapılan dualar kabul edilir
Aşkla yapılan dualarda istekler bir bahanedir
Sevgiliyle konuşmak onunla dertleşmek
hasret gidermek için bir bahaneden ibarettir

Esma-u'l Husna

10 Kasım 2008 Pazartesi



Ya Rabbi! Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler
Sen güzel isimlerini aşikâr etmezsen ruhum karanlıkta kalır
Esma’ül Hüsna’na şahit yaz beni
ALLAH(cc)!
Sensin ALLAH(cc) sanadır kulluğum
Sendedir çarem seninledir varlığım
Seni arar ruhum seni anar kalbim
Başkasına değil sana muhtacım
Başkasını değil seni çağırırım
Başkası yaratılmıştır sen yaradansın
Başkası devamsındır sen daimsin ve daim eyleyensin
Başkaları muhtaçtır sen ihtiyaçsızsın ihtiyaçları görensin
Başka ilah yok sen ALLAH(cc)’sın
Sen ki eşi benzeri olmayansın
Sen ki bütün eksiksiz sıfatların sahibisin
Cemaline çevir yüzümü başkasına rağbet ettirme kalbimi

Ya Rahman!
Sen öyle rahmet edersin ki rahmetinin bir cilvesi cennetim olur
Rahmetinden bir parıltı sonsuz mutluluğumdur
Rahmetinin bir damlası herkesin rızkına kefil olur
Şu çorak gönlüme merhametini indir
Şu fani ömrümü sonsuzluğa eriştir.

Ya Rahim!
Öylesine Rahimsin ki kulağını sözüme muhatap eylersin
Aklıma vahyinle tenezzül edersin
Öylesine Rahimsin ki istendiğinde zaten verirsin
İstenmediğinde de lütfedersin
Öylesine Rahimsin ki hak edene hepten verirsin
Hak etmeyene bile çok bahşedersin
Öyle Rahimsin ki dünyayı bu kadar güzel eylersin
Ahireti ondan daha güzel eylersin
Ya Rabbi! Korkudan emin eyle beni
Yüzünden azad eyle kalbimi
Ateşten uzak eyle beni
Hicrana düşürme kalbimi

Ya Vehhab!
Yokluğa sırf yok olduğu için varlık bahşedersin
Nankörlerin bile rızkını kesmez inkâr edenlere bile nefes verirsin
Varlığın senin lütfundur senin ihsanındır
Aciz varlığıma lütfunu ihsanını daim eyle

Ya Kuddüs!
Sensin Kuddüs kutsiyet sendendir bundan öte laf olmaz
Sen dilemezsen hiçbir şey pak sayılmaz
Gönlüm sana yönelmedikçe saf olmaz
Kanımı her nefeste temizlediğin gibi nefsimi arındır pak eyle
Temizlenenlere muhabbet edersin gönlümü muhabbetinle temizle

Ya Rezzak!
Hazinende yok yoktur ol dersin her şey olur
Yarattığın her canlının rızkı senin katında saklıdır
Vahyin mümin kalplerin, selin akılların rızkıdır
Ya Rabbi! Sana muhtaç olmak en büyük zenginliğimdir
Senin fakirin eyle beni
Senin verdiğinle doymak en büyük lezzetimdir
Sofranda ağırla beni

Ya Melik!
Kimsenin kimseye fayda vermediği gün hüküm senin
Gökler yarılırken sahibim sensin
Yıldızlar dağılırken sahibim sensin
Varlığım bana ait değil varım yoğum senin
Elimde olanlar benim değil sahiplendiklerim de senin
Yokluğa düşürme beni, an senin
Darlık verme kalbime, mekân senin

Ya Selam!
Sensin selam sendendir selam
Emrini dinler ateş ki İbrahim(as) için serin ve selametli olur
İbrahim(as) gibi dostluğuna kabul eyle beni
İbrahim(as) gibi ateşi gül eyle tenime
Gül gibi ateşten çiçekler açtır ruhumda
Selamını şebnem gibi dokundur kalbime

Ya Mümin!
Sen hidayetini göndermezsen kalpler nasıl mutmain olur
Sen kalplere itminan vermezsen kim inandığından emin olur
Sen inandırmazsan kim mümin kalır
Revamın tuzağına düşürme, beni nefsimin diline bırakma beni
Öyle mümin eyle ki beni pişmanlıklarım beni sana döndürsün


Ya Müheymin!
Sensin gariplerin sığınağı
Sensin kimsesizlerin dayanağı
Sensin hakkı himaye eden
Sensin aklımı aldanışlardan kollayan
Sensin ayağımı tuzaklardan kurtaran
Sen ki zayıfları kuvvetlilerin şerrinden himaye edersin
Mazlumların hakkını zalimlerden almayı vaat edersin
Sen ki benim en küçük, en önemsiz,
en gizli arzularımı da bilir bana merhamet edersin
Nefsimin aldatmalarına kanmaktan koru beni
Aşağıların aşağısına yuvarlanmaktan koru beni

Ya Aziz!
İzzet senindir sendendir izzet
Sen dilersen kimse zillete düşmez
Sen vermezsen kimsede izzet kalmaz
Kalbim yalnız sana kanar
Yakındığınla aziz eyle kalbimi
Ruhum yalnız seni arar
Huzurunla aziz eyle ruhumu
Halim yalnız sana aşikar
Başkalarının yanında rezil etme beni

Ya Cebbar!
Sen ki mağrurları gururlarına esir eylersin
Sen ki kibirlenenlerin boynuna kibirlerini tasma eylersin
Sen ki zor kullanıp zulmedenleri vicdanlarının pençesine hapsedersin
Bir sineği vasıta eyle de Nemrutlardan kurtar beni
Bir asayı vesile eyle de Firavunlara galip getir beni
Ebabilleri gönderde Ebrehlerin fillerinden koru kalbimi
Nefsimin beni isyana zorlamasına izin verme
Aklımın beni saptırmasına geçit verme
Hep itaat üzere sabit kıl beni

Ya Mütekebbir!
Ben acizim sen Kadir’sin
Ben fakirim sen Rahim’sin
Ben ölüyüm sen Hayy’sın
Ben çaresizim sen Ehad’sın
Ben muhtacım sen Samed’sin
Ben sağırım işiten sensin
Ben körüm gören sensin
Ben dilsizim konuşan sensin
Ben yaratılıyorum yaradan sensin
Ben yokum var eden sensin
Ben hiçim ama emellerim büyüktür
Ben yoksulum ama isteklerim çoktur
Ben isterim çünkü sen büyüksün
Şahit yaz büyüklüğüne bu küçük kalbimi

Ya Halik!
Sen ol deyince her şey oluverir
Ol de olayım yarattıklarının arasında kalayım
Halk ettiğin gibi ahlâklanayım
Sen yarattın diye güzel olayım
Hep en güzel kıvamda kalayım

Ya Musavvir!
Yokluğa varlık suretini giydiren sensin
Hiçliğe varlık boyasını çalan sen
Güzeli güzel kılan ancak senin tasvirindir
Sen ki yüzümü benim için biricik sevdiklerim için tanıdık eylersin
Katında makbul olan güzellikle tasvir eyle suretimi

Ya Gaffar!
Gizli düşmanlıklarımı bilen sensin
Gözyaşlarıma değer veren sensin
Bilirim rahmet denizini bulandıramaz cümle günahlar
Rahmetinle arındır bağışla beni

Ya Fettah!
Damla kadar da olsa sevabım lütfeyle de cennetini aç bana
Şaşkın da olsa aklım kerem eyle de sana gelen yolları aç bana

Ya Alim!
Senin için bilmenin başı yoktur
Ben ancak sonradan bilirim
Senin bilmediğin bir an yoktur
Ben ancak bazen bilirim
Sen açık edip söylediğimi de bilirsin
Sen susup kendime sakladığımı da bilirsin
Unutup kendimden sakladığımı da bilirsin
Kendi kuyularıma aklimin iplerini salarım
Kendime aklim ermez sen beni benden çok bilensin
Kalbimin kuytularında el yordamıyla dolaşırım
Kendime kendim yetmez sen bana benden çok sırdaşsın
Bildiğimi bilenlerden eyle beni bilmediğimi bilenlerden eyle beni
Sana malum olan ayıp ve kusurlarımla utandırma beni

Ya Kabid! Ya Basit!
Dara düşürürsün genişlik verdiğinde şükretmeyeni
Genişletirsin dara düştüğünde de şükredeni
Taktir senindir
Ya Rabbi! Sen ki imkansızı mümkün kılarsın
Darda koyma beni!
Dara düştüğümde de şükredenlerden eyle beni
Sen ki asılları yanında tutarsın gölgede bırakma beni

Ya Adl!
Sensin zulme uğrayanların dayanağı
Sensin mahzun kalplerin sığınağı
Senin adaletindir sığındığım senin nizamındır güvendiğim
Nefsime zulmetmekten koru beni
Adaletine razı eyle nefsimi
Eğrilmekten koru kalbimi
Rızana göre ölçülendir beni
Mizanında güzel eyle akıbetimi
Kolay eyle sorgu sualimi
Hesap verme inceliğiyle yaşat beni
Zulmetmekten uzak eyle beni
Zulme uğramaktan koru beni

Ya Latif!
Senin hükümlerin her şeyin her haline inceden inceye nüfuz eder
Hükmüne razı olmayı lütfet bana
Lütfunu hakkımda hükmün eyle
Hükmünü hakkımda latif eyle

Ya Şükür!
Sen ki bana iman verdin dalalette bırakmadın
Bense sana şükrümde hep eksik yetersiz kaldım
Şükrünün lezzetini her dem tattır kalbime dilime
Şükredebilmek bile senden gelen bir nimettir
Bu nimetin şuuruna erdir fakiri

Ya Aliyy!
En güzel sıfatlar bile seni nitelemeye yetmez
Senin lütfunun şulesidir bütün güzel sıfatlar
En mükemmel vasıflar bile seni vasfetmeye yetmez
Senin cemalinin gölgesidir bütün mükemmel vasıflar
Sen her türlü tasavvurun ötesindesin
Sen her türlü hayalin üzerindesin
Sıfatlarına hayaller erişemez yüceliğine akıl sır ermez
Senin lütfunla ulviyet kazanır âlemler
Senin tenezzülünle mertebeler kazanır insan, cin ve melekler
Aczime yüce kudretinle medet eyle
Fakrıma ulvi yakınlığınla imdat eyle
Sen ki içimin içinde olup bitenleri bilirsin yakınlığına al beni
Sen ki yüceler yücesisin senden başkasına boyun eğdirme beni!

Ya Kebir!
Cümle efkar dar kalır senin kibriyanı anlamaya
Cümle sözler sığ kalır senin büyüklüğünü anlatmaya
Bir seni büyük bilenlerden eyle beni
Büyüklüğünü bilmekle genişlet fikrimi
Kibriyanı anlayacak akılla donat beni
Celalini görmekle genişlet kalbimi

Ya Hafiz!
Hıfzının hazinesinde alem bir noktadan ibarettir
Hıfzının ayinesinde ay ve güneş sönük bir parıltıdan ibarettir
Bahar kısa döner bir gün gün akşama çıkar
Sabahlar sendendir koru beni sabaha eriştir
Yıldızlar söner bir gün dağlar yerinden oynar
Gökler senindir koru beni kapına yetiştir
Gökler de ölür bir gün yer yerinden oynar
Her yer senindir koru beni menzile eriştir
Kuşlar dağılır bir gün denizler kaynar ufuklar senindir
Koru beni ötelere eriştir
İsmim unutulur bir gün sesim boşlukta çınlar
Yakınlıklar sendendir
Koru beni yakınlığına eriştir
Defterim açılır bir gün günahlarım çok tutar
Taktir senindir koru beni affını yetiştir
Sözüm biter bir gün sessizlik uzar kelam senindir
Koru beni müjdeni yetiştir

Ya Mukit!
Sen ki herkesin her ihtiyacını her an görüp gözetirsin
Sana ayandır her türlü niyet ve hareketim
Sen ki sonsuzluk istediğini kalbime ilham edersin
Sana malumdur bütün dualarım ve isteklerim
Sen ki zayıf ve acizleri yetim ve yoksulları kollayıp gözetirsin
Senin aşinadır acizliğim ve yetimliğim
Sen ki öncelikle yoksullara keremde bulunmayı seversin
Sana aşikardır sevapça yoksulluğum ve eksikliğim
Niyetlerimi güzelleştir ihlasa eriştir beni
Ömrümü ebede bitiştir cennetine yerleştir beni
Yoksulluğumu rahmetine ayine eyle başkasına el açtırma
Günahlarımı gufranına bahane eyle yüzümü kara çıkarma

Ya Hasib!
Emellerim hesaba gelmez arzularım sayıya dökülmez
Defterimden yanlışlarımı çıkar ki hesabım kolay olsun
İhtiyaçlarımın en küçüğüne hayallerimin hiçbirine elim yetişmez
Kalbimin sızılarını topla ki hesaba gelir bir duam olsun

Ya Kerim!
Ya Rabbi! Kereminle güzel eyle her halimi
Kereminle sevindir kalbimi
Sen ki en çok acizlere zayıflara ikram eylersin
Sen ki hiç sebepsiz hiç hesapsız kerem eylersin
Sen ki bir avuç tohumda bir bahçenin ağacını saklarsın
Cennetine al hiç bitmeyen ikramına eriştir beni
Kerem et bu acize az sevabını çok eyle

Ya Rakib!
Ömrümün her anında seni anmak dilerim
Lakin halim el vermez unuturum
Kalbime zikrini yerleştir uyandır beni
Ölüm anımı sen anarak yaşamak isterim
Lakin mecalim yetmez susarım
Dualarımı katına eriştir yandır beni
Hesap günü seni razı etmeyi arzu ederim
Lakin sevabım yetmez korkarım
Yaptıklarımı hayra eriştir iyilerle andır beni

Ya Mucib!
Arza hacet yok halim sana ayandır
Söze gerek yok sessizliğim sana beyandır

Ya Vasi!
Varlık sensiz darlanır

Ya Vedud!
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için bakar yüzler yüzlere
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için güneş doğar günlere
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için baharın gelir her yere
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için kelamın değer dillere

Ya Hafid!
Öyle Hafid’sin ki yokluğa yuvarlarsın varlığıyla gurura düşeni
Öyle Hafid’sin ki zillete düşürürsün kendisini yücelteni
Gururdan azad eyle nefsimi zillete düşürme kalbimi

Ya Rafi!
Secdelerimle sultan eyle beni
Kulluğumla şereflendir beni
Katında rütbelendir beni
İyiler arasında an beni
Yükseklere al beni

Ya Muizz!
İzzetim varsa ancak senin verdiğin kadardır
Yalnız sana itaat etmenin izzetini ver bana
İzzetine ayine et fakiri

Ya Müzill!
Sana boyun eğişim en tatlı sevincimdir
Senin kapına gelmeyen sonsuz çaresizlikler içindedir
Sana muhtaç oluşum en büyük şerefimdir
Cevapsız bırakma beni

Ya Semi!
Yare açık yare yare açmaya yare ne hacet
Feryadım duyulur aşikare dile dökmeye ne hacet
Güllerim döndü hare hare küsmeye ne hacet
Dil avare dudak bi çare parelenmeye ne hacet

Ya Basir!
Körüm körlüğüme bile
Körüm gördüğüme bile
Körüm gösterdiklerine bile
Vaat ettiğin cennetine bile körüm
Senin görmenle görür cümle gözler
Aç gözlerimi!

Ya Hakem!
Sen ki varlık ağacını yokluğun karanlık köklerinden çıkarıp vücuda getirensin
Sen ki kalbimi bir nutfe gibi rahmetini rahminde besleyip büyütensin
Kalbime değen sızıları ince ince söz eyle
Yüzüme değen gözyaşımı damla damla rahmet eyle
Dudağıma değen heceleri deste deste dua eyle


Ey rahmetini umduğumuz!



Bütün ümitler sana bağlıdır, ümitsizliğe düşürme bizi,
Ümit ver hepimize, fazlından fazla fazla ver bize,
Ey biricik ümidimiz! Senin adaletindir güvendiğimiz,
Hiçbir hak senin yanında zayi olmaz, biliriz,
Hiçbir suçlu senin adaletinden kaçamaz, eminiz,
Zalimlerin katı kalplerine adaletinin korkusunu sal,
Ey adaletinden severek çekindiğimiz,
Bütün iyilikler sendendir biliriz, zillete düşürme bizi,
Perişan etme hiçbirimizi, iyilik ver bize, bolluk ver,
Hayır ver hepimize.
Ey keremini umduğumuz!
Affet bizi, bağışla biz isyankarları,
Affını umuyoruz, gufranını diliyoruz,
Ey bağışlamasını dilediğimiz! Sensiz sahibimiz,
Mülkündedir herşeyimiz, elimizde olanlar senin elinden,
Sahip olduklarımıza sen sahipsin, mülkünde yer ver bize,
Ey Biricik varisimiz! Saltanatın sınırsızdır senin,
Saltanatlar sensiz hükümsüzdür,
Sana kullukla sultan eyle bizi, Sana itaatle şereflendir hepimizi,
Hiç bitmeyen saltanatında ihya eyle bizi.
Ey biricik sultanımız! Gördüklerimiz hep seni gösterir,
Duyduklarımız hep senden söz eder, sevdiklerimiz hep seninle sevilir,
Gözümüzü senin ayetlerinle nurlandır, işitmemizi seni ananları duymakla güzelleştir,
Kalbimizi seni sevmekle sevindir, seni sevenleri sevmekle güzel eyle kalbimizi,
Ey biricik göz aydınlığımız! Rahmetin herşeyi kucaklamıştır senin,
Herşey her halinde her an, rahmetine muhtaç senin,
Rahmetini yay kalbimize, merhametini dokundur tenimize,
Şefkatinle ferahlık ver ruhumuza.
Ey rahmetini umduğumuz!
Gazabın haktır biliriz, isyanımız kızdırır cehennemin alevlerini,
Kahrına galip getir rahmetini, gazabını uzak eyle bizden,
Ey rahmetine sığındığımız! Herşeyin bilgisi senin yanında,
Olmuş olacak, gizli aşikar ne varsa hepsi senin ilminde,
Hiçbirşey meçhul değil sana, biliriz,
Bize eşyanın hakikatini bildir.
Ey bilmediğimizi bize bildirenimiz!
Sen ki nefsimize çekemeyeceği yükü yüklemezsin biliriz,
Herşeyin anahtarı senin yanında, zorluklarımızı lütfunla kolaylaştır,
Meşakkatlerimizi rahmetinle hafiflet, kederlerimizi şefkatinle gider,
Ey kederleri açıp, meşakkatleri kaldıran rabbimiz!
Kalplerimizi en güzel hallerle hallendir,
Genişlik ver kalplerimize.
Ey kalpleri halden hale koyan Rabbimiz!
Seni bilmekle süsle kalplerimizi, Sana yakınlıkla ziynetlendir kalplerimizi,
Seni sevmekle güzelleştir, Sana inanmakla nurlandır kalplerimizi,
Senin vuslatınla ışıklandır kalplerimizi, ümitsizliğin karanlığına düşürme kalplerimizi,
Ey kalplerimizi nurlandıran Rabbimiz!
Hidayetinle iyileştir kalplerimizi,
Ebedi saadet müjdesiyle şifa ver kalplerimize, Yokluğun acısına bırakma kalplerimizi,
Fena ve zeval derdiyle dertlendirme kalplerimizi,
Ey kalplerimize şifa veren rabbimiz!
Seni sevmekle tatmin eyle kalplerimizi,
Ebedi sevdalarına vuslat ver kalplerimizin, Senin muhabbetinle sevindir kalplerimizi,
Aşkının serinliğini ver kalplerimize.
Ey kalplerimizin sevgilisi Rabimiz!
Sana yakınlıkla sevindir kalplerimizi, Seni tanımakla sıcaklık ver kalplerimize,
Sana yakınlığın hüsniyetini ver kalplerimize, ısındır kalplerimizi birbirine,
Ey kalplerimizi ısındıran rabbimiz!
Sensin nurların nuru,
Sendendir bütün nurlar, nur ver bize, aydınlat ufkumuzu,
Ey NUR! Sensin nurları nurlandıran, sendendir ışık, sendendir gölge,
Gözaydınlığı ver bize, aydınlat aklımızı.
Ey NUR! Sensin nurları tasvir eyleyen, sendendir suret sendendir renk,
Yüzümüzü kara çıkarma, alnımızı ak eyle.
Ey NUR! Sensin nurları yaratan, sendendir bütün aydınlıklar, karanlıkta bırakma bizi, yolumuzu aydınlık eyle.
Ey NUR! Sensin Nurları takdir eyleyen,
Sendendir bütün sabahlar, nursuz bırakma bizi, gönlümüzü aydınlık eyle,
Ey NUR! Sensin nurların tekbirini gören, sendendir bütün aydınlanmalar,
Gölgede bırakma bizi, Nur'umuzu daim eyle.
Ey NUR! Sensin nurlardan önceki NUR, senin yaratmanla başlar bütün nurlar,
Yokluğun karanlığında bırakma bizi, başımızı Nur eyle.
Ey NUR! Sensin Nurlardan sonraki NUR, senin taktirinle tamam olur bütün nurlar,
Kabrin karanlığında bırakma bizi, sonumuzu Nur eyle. Ey NUR! Sensin nurlar üstündeki NUR, senin yüceltmenle yücedir bütün nurlar,
Semamızı Nursuz bırakma, üstümüze nur eyle.
Ey NUR! Sensin nurlara benzemeyen NUR, senin tecellilerinle aşinadır bütün nurlar bize,
Nur üstüne Nur ver bize, Nurumuzu Nur eyle.
Ey NUR! Seni kusurdan tenzih eder, noksanlıktan takdis ederiz,
Senden başka ilah yok ki bize medet eylesin,
Birtek SENSİN, Birtek Sensin kurtuluşumuz, Birtek sensin sığındığımız,
İman ver bize, kurtuluş ver hepimize,
Bizi hiçliğin ateşinden kurtar,
Bizi senden uzaklığın cehenneminden al,
Ey Rabbimiz!..

 
TNB